Schrödinger’in Kedisinin Peşinde – John Gribbin

11.08.2012
4186 Okunma

Kuantum, kuantum fiziği veya mekaniği denilince aklınıza ne gelir bilmem ama benim ilk aklıma gelen Schrödinder’in Kedisidir. Şu, hem var hem de yok olan, ya da hem ölü hem de canlı olan kedi. Konulara ne kadar doğru(düz) bakarsanız o kadar keskin çizgileriniz olur ve o kadar bir konuya/soruna saplanıp kalır, işin içinden çıkamaz hale gelirsiniz.

İlk paragraftan birşey anlamayanlar için Schrödinger’in kedisi hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Kuantum gerçekliği üzerine bir deney yapacağız. Sağolsun Schrödinger bize kedisini bu işte kullanabileceğimizi söyledi. Kediyi bir kutuya koyuyoruz. Kutunun içinde biz müdahale etmeden kedinin yaşamasını sağlayacak her detay otomatik olarak hazırlanıyor(kedinin  suyu kumu yiyeceği vb.). Aynı kutuda ayrıca Schrödingerin “Gaddar Makine” olarak bahsettiği bir makine var. Bu makine şöyle çalışıyordu: Kutumuzun içinde bir radyoaktif kaynak, radyoaktif parçacıkların varlığını kaydeden bir dedektör ve siyanür gibi zehir taşıyan bir cam şişe var. Gaddar makine “eğer radyoaktif madde ışıma yaparsa dedektör bunu tespit ediyor ve cam şişeyi kırıyor”,  maalesef kedimiz ölüyor; aksi halde kedimiz yaşıyor. Ve büyük paradoks burada başlıyor: Radyoaktif bozunma tamamen tesadüfen oluşuyor ve istatistiksel değerler dışında önceden bilinemez. Biz kutuyu açıp içine bakmadan bu kedi ölü ya da yaşıyor diyemeyiz. Sonuçta elimizde hem ölü hem de yaşayan bir kedi var.

John Gribbin anlaşılması biraz güç kuantum ya da genel olarak bilim konuları ele alıp anlatımıyla herkese ulaşmayı hedeflemiş bir yazar. Bu kitap bir ders kitabı mahiyetinde değil. Aksine matematiksel fonksiyonlardan ve formüllerden olabildiğince uzak. Size kuantum fiziğini hem tarihsel geçmişinden başlayarak hem de felsefi boyutundan ele alarak anlatmaya çalışmış. Emsallerinden de çok başarılı bir şekilde yaptığını söyleyebilirim.

Yukarıdaki deneyi evde yapmaya çalışmayın =) Zaten böyle bir deney hiç yapılmadı lütfen hayvan hakları savunucuları sakin olsun. Bu sadece bir düşünce. Schrödinger bizden böyle bir durumu hayal etmemizi istemiş ve sonucundaki paradoksu görmemizi istemişti. Böylece kuantum fiziği hakkında katı Kopenhag yorumununda kusur bulmak istemişti. Çünkü bir kedi hem ölü hemde canlı halde bulunamazdı! Sonuç olarak bir kutunun içinde ne olduğunu içine bakmadıkça bilemeyiz.

Tabiki bu örnek aslında anlaşılması güç bazı soyut durumları açıklayabilmek için üretilmiştir. Kitap gerçekten okuyucunun en iyi anlayabileceği şekilde bölümlere ayrılmış. Soyut kavramlar, elektron ve pozitronlar, foton ve karşı-fotonlar derken bazen işin içinden çıkılmaz hale gelebiliyor gibi gözükebilir. Ancak kitabı çok uzun aralarda değil de biraz daha kısa sürede okursanız herşey daha anlaşılır gelecek.

Bir eseri okuyup geçmek ve rafa kaldırmak insana çok şey katmaz. Bu kitabı okurken insan yazarın sorduğu soruları düşünmeli. Işık hızından gidersek ne olur? Zamanda geçmişe gitmek kuramsal olarak mümkün peki neden fiziksel olarak da mümkün olmasın? Elektronlar çekirdeğin etrafında fizik kitaplarında gördüğümüz resim(Bohr atom modeli) gibi dönmüyorsa peki nasıl dönüyor? Gibi daha pek çok soruyu kendimize sormak ve bir cevap üretmek kitaptan birşeyler kazanmak için en güzel yöntem bence.

Okuyanlardan yorumlarını bekliyorum. Sağlıcakla kalın.

Comments of this post

Henüz yorum bulunmuyor!